Dünya Düzdür – The World Is Flat

Tam anlamıyla sınırların kalktığı günümüz dünyasında, her yer ve herkes ulaşılabilir oldu. İşte, “dünya düzdür / The World Is Flat” görüşü bunu ifade ediyor.

Bazı müşterilerimiz logomuzun altındaki “The World Is Flat” sloganının nereden geldiğini soruyor. Hikayesi, yazar Thomas L. Friedman tarafından 2005 yılında yayınlanan “The World Is Flat” adlı kitaba dayanıyor.

Kitap, 21. yy’da başlayan teknolojik atılımlarla küreselleşmenin nasıl hızlandığını ve bunun iş hayatına nasıl yansıdığını anlatıyor. Malum, birkaç yüzyıl önce dünyanın düz bir yer olduğu düşünülüyordu. Gelişen akılla birlikte dünyanın aslında bir küre olduğu keşfedildi ve konu kapandı. Ta ki 21. yy’a dek. 

21. yy’da, küreselleşen dünya (global world) deyimi artık herkesin kabul ettiği bir anlayış oldu. Gelişen teknoloji ile artık dünyanın herhangi bir yeriyle iletişim kurmak, iş yapmak çok kolay bir hale geldi. İşte bu yüzden, ironik bir şekilde dünya, her yere kolayca ulaşabileceğiniz düz bir yere dönüştü.

Bugün artık Konya’dan biriyle görüşür gibi Kenya ya da Kanada’dan biriyle iletişim kurabiliyor, mal ve hizmetlerimizi tanıtabiliyor, pazarlık yapıp iş anlaşması yapabiliyoruz. Tam anlamıyla sınırların kalktığı günümüz dünyasında, her yer ve herkes ulaşılabilir oldu. İşte, “dünya düzdür / The World Is Flat” görüşü bunu ifade ediyor.

Bu arada, teknolojik gelişmelerle birlikte küreselleşen dünya ekonomisinde önemi vurgulanan başlıca konulardan biri de; “İş Süreçleri / İş Akış Yönetimi” ya da “Business Processes / Workflow Management”.

Aşağıda kitaptan örneklerini bulacağınız süreç yönetimi konusu, bugün şartların sürekli değiştiği iş dünyasında hem küçük hem de büyük işletmeler için sürdürülebilirlik, rekabet gücünü koruma, kurumsal hafızanın oluşması ve daha birçok benzer konudan dolayı hayati bir önem taşıyor.

s79:
“… İki şeye ihtiyacımız vardı: Birincisi, dijitalleşmiş veri, kelime, müzik ve resimlerle çalışarak onları ürünlere dönüştürürken bilgisayarlarımızdan en fazla şeyi almamızı sağlayacak uygulamaları, yani yazılımları yazan yeni programcılara.

İkincisi de herkesin uygulama yazılımının, diğer uygulama yazılımlarıyla bağlanabilmesini sağlayacak daha çok sihirli boruya, daha çok iletim protokolüne. Kısacası, sadece insanları insanlara ve insanları kendi yazılımlarına bağlayan bir internetten, benim tüm yazılımlarımı sizin tüm yazılımlarınıza bağlayacak bir internete geçmemiz gerekiyordu. Ancak bundan sonra beraber çalışabilirdik.

Şöyle düşünelim: Başlangıçtaki iş akışına göre, satış biriminiz kağıda siparişi yazıyor, başka biri de o kağıdı eline alarak teslimat biriminize götürüyordu. Teslimat yapıldıktan sonra, o birimden biri elinde bir kağıtla muhasebeye gidiyor ve müşteriye fatura çıkarmalarını istiyordu.

Berlin Duvarı Windows-Netscape aşamaları sonucunda, iş akışında çok büyük bir adım atılmıştı. Artık satış biriminiz siparişi elektronik ortamda alıyor, teslimat biriminize e-postayla gönderiyor ve teslimat ile faturalama otomatik olarak aynı anda yapılabiliyordu. Yani şirketinizdeki tüm birimler birbiriyle sorunsuz bir şekilde karşılıklı bağlantı içinde çalışabiliyordu. Birimleriniz arasındaki bu akış, veriminizde büyük bir patlama yaratıyordu.”

s80:
“1990’ların sonlarında yazılım sektörü, müşterilerinin isteklerine göre ürün yapmaya başladı. Uzunca bir deneme yanılma ve tartışma döneminden geçen teknoloji şirketleri, hortumlarının ağzı (yani yazılımları) başkalarının musluklarına uysun diye ortak web tabanlı standartlara daha entegre protokollere yönelmeye başladılar.

Bu sessiz bir devrimdi.

Teknik olarak bunu mümkün hale getiren şey, yeni veri tanımlama dili XML’in ve bununla ilgili iletim protokolü SOAP’ın geliştirilmesiydi.

IBM, Microsoft ve birçok başka şirket, XML ile SOAP‘ın geliştirilmesine katkıda bulundu. Bu dil ve protokol, internet standardı olarak benimsenerek yaygınlaştı.

XML ile SOAP, yazılım programlarının birbiriyle etkileşimi için teknik temeli oluşturdu, ki bu da web tabanlı iş akışları için de teknik temeldi. Böylece insanların fiziksel olarak bulunduğu mekana veya bağlandığı bilgisayarlara bakılmaksızın verilerin, kelimelerin, müziğin ve resimlerin, şekillendirilmesi tasarlanması, kurgulanması, depolanması, basılması ve iletilmesi, birbirinden tamamen farklı programlar arasında alışverişi mümkün oldu.”

s288:
“Elektronik Veri Sistemleri Şirketi (EDS) için fütürist olarak çalışan Jeff Wacker, bir zamanlar 15-20 yıl içinde hangi işlerin olmayacağını tahmin eden bir şirket notu yazdı.

İlk kategorisi CIO’ydu; “Yine de bir CIO olacak,” diye yazdı. “Ancak ünvanın açılımı Chief Information Officer değil Chief Integration Officer olacak. Bilgi teknolojisi, bir işletmenin her yönüyle o kadar bütünleşecek ki, BT organizasyonu teknolojiden iş süreçlerinin entegrasyonuna geçecek.”

Sınırların gittikçe kalktığı, yakınlaşan ve düzleşen bir dünya, birçok fırsatı da beraberinde getiriyor. Ancak bunun için, işletmelerin hızla süreç yönetimi anlayışına geçmesi gerekiyor. İş süreçlerinin tanımlandığı, otomatize edildiği, bir aksaklık olduğunda geç olmadan bunu görüp sürecini iyileştirebildiği bir süreç yönetimi anlayışına.

Murat Akçiçek
Satış Yöneticisi